AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  GaleriGaleri  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

 


Paylaş | 
 

 BAŞBUĞDAN MANEVİ GÖRÜŞLER

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TURANCI_DELİTAY
Onursal Üye
Onursal Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 247
Nerden Nerden : ANKARA
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 13/02/09

MesajKonu: BAŞBUĞDAN MANEVİ GÖRÜŞLER   C.tesi Şub. 14, 2009 12:21 pm

AŞK'IN VE MÂNÂNIN GÜCÜ
>
> Acaba aşk ve maneviyat ihtiyacı, maddi kalkınmalarını tamamlamış
> toplumlara mı mahsustur? Daha kalkınmamış, sefalet içinde kıvranan
> ülkelerin de aşka ve maneviyata ihtiyacı var mı? Bazılarının dediği
> gibi,"maneviyat karın doyurur mu"?
>
> Tarihin genel manasını sezemeyecek kadar sığ ve basit düşünenler bu
> sorunları menfi cevap verebilirler. Zaten çağımızın ve çağımıza da
> gelişmiş ülkeler kadar az gelişmiş ülkelerin de dramı bu sığ ve basit
> düşüncelerin, kolaylığından doğan cazibesidir. Fikir çilesine alışkın
> olanlar bu sorunların hepsine içten bir haykırışla "EVET" cevabını
> verirler.
>
> Evet, aşk ve maneviyat iktisaden geri kalmış ülkelerin de ihtiyacı
> hatta en önemli ihtiyacıdır.
> Evet, maneviyat sadece ruhların değil, midelerin de açlığını
> giderir!
> Beşerî tekâmülü takip edeceğimiz bir sahne olan tarihe baktığımızda,
> bütün medeniyetlerin, bütün hamlelerin temelinde aşk ve maneviyat
> olduğunu görürüz.
>
> Tarih hiçbir zaman tek faktörle izah edilemez. Tarihte dinlerin,
> kültürlerin, fikri gelişmelerin, savaşların, barışların coğrafyanın,
> ekonominin rolleri vardır. Ama bu sahalardaki büyük hamlelerin
> Dinlerin, özellikle semavî dinlerin ve bizim açımızdan bil hassa
> islâm'ın gelişme çağları büyük aşk ve iman çağlarıdır. Oluşlarını,
> kitaptan okuduğumuz zaman bile, tüylerimizi diken diken eden o
> korkunç işkenceleri bir hatırlayınız! İman erleri o işkencelere büyük
> bir manevi hazla göğüs germişler, yıkılmamışlar, usanmamışlar
> dönmemişlerdir.
>
> Roma İmparatorluğu'nun kudretli ve ihtişamlı orduları Hıristiyanlığın
> yayılmasını durduramamıştır. Roma İmparatorlarının Hıristiyanları
> aslanlara parçalatması bu imanı güçlendirmiştir; Roma'yı değil!
> İlk Müslümanlara yapılan işkenceleri çoğumuz maalesef hepimiz değil!-
> biliriz. Bir Bilâl-i habeşî'yi hatırlayınız! Kendisi köledir. İlk
> Müslümanlardandı . Günlerce işkence görmüştür. Ağır kayalar altında
> inletilmiştir. Arabistan çöllerinin kızgın kumlarında dağlanmış,
> günlerce susuz bırakılmıştır. Vücudu yara bere içindeyken, tuzlanmış
> taze deriye sarılıp kızgın güneş altında kurumaya terk edilmiştir.
>
> Bu işkencelerden kurtulması için Allah'ın yolundan döndüğünü söylemesi
> yeterdi. Ama, o'nda öyle biz iman, öyle bir aşk vardı ki, dâvâsını
> tercih etmiş,işkencelere büyük bir mânêvî haz içinde göğüs germiştir.
> Bu akıl almaz işkencelere verdiği tek cevap" Allah birdir" olmuştur.
>
> Zaten sahâbe' de bu iman olmasaydı, İslâm'ın güneşi bu korkunç
> engelleri nasıl aşardı?
> İslâm medeniyetini kuran pek çok faktörler vardır ama imen, muhakkak
> ki baş faktör olmuştur.
> Şanlı Çanakkale müdafaamızı hatırlayalım. Bu kanlı olduğu kadar şanlı
> müdafaada Türk milleti 250 bin evladını kaybetmiştir. Asrın en modern
> silahları siperlere ölüm kusarken Mehmetçik gerilememiştir. İstiklâl
> şairimiz Mehmet Akif Bey şu beyit'i ile manzarayı çok güzel tasvir
> eder:
>
> Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
> Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
> "Bomba şimşeklerini", "göğsüyle söndüren" o arslan nefer bu gücü
> nereden alıyordu? Bir tek kaynaktan: iman...
> Her askerî birlik, mutlaka şehit düşeceğini bile bile büyük bir şevk
> ve imanla hücuma kalkmıştır. Çoluğunu çocuğunu, karısını, anasını,
> babasını geride bırakarak ve silah arkadaşlarıyla helâlleşerek bu
> askeri ölüme gönderen güç, imandı.
> Hindistan da Gandhi'nin "Satyagraha" felsefesinin aşk ve mâneviyât
> haline gelmesi, modern silahlarla donatılmış sömürge idaresini
> çökertmiştir.
> Aşk ve mâneviyatın gücü, sadece dinlerin yayılması veya savaşlar gibi
> olaylarda görülmekle kalmaz. Bütün medeniyetlerin temelinde aşk ve
> maneviyat vardır.
> Mısır ehramlarını düşünün. O çağın tekniğine göre "harika" olduğu gibi
> çağımız için de "harika" dır. Onu inşa eden sabır, büyük bir inşa
> aşkından doğmuştur.
>
> Medeniyet tarihlerinin mânâ âbideleri olan mâbedler, hem inşa
> heyecanıyla, hem sanat heyecanıyla yıllarca süren bir sabrı ve sebatı
> gerektirmiştir. Mimar Sinan sadece büyük bir mimar değil, büyük bir
> iman adamıydı. Rönesans mimarisinin temelinde de yeni bir dünya
> görüşünün, aşkın, mâneviyâtın heyecanı vardı.
> İlimlerdeki gelişmeler de böyledir. Brüno ve Galile'nin aşkı
> olmasaydı, Batı bu gün ki Batı olamazdı. İmam-ı Âzam, Gazali, El-
> BirûnÎ, İbni Sina gibi büyük âlimlerin çalışmalarına insan bedebinin
> tahammül etmesi mümkün değildi. Muazzam eserleri ve tefekkür cehdini
> bir insan ömrüne sığdıran güç, onların sahip olduğu büyük iman ve
> aşktı.
> Bir teknisyenin bir makinanın montajını yapması büyük bir maharet
> sayılmaz. Ama, o makinayı doğuran ilim zihniyeti, âlimlerin yıllarca
> devam eden, kütüphanelere veya laboratuarlara kapanarak, usanmadan,
> bırakmadan çalışmalarının bir sonucudur. İlmî düşüncenin büyük
> öncülerinde gördüğümüz aşk, heyecan ve sebat olmasaydı, insanlığın,
> ilim öncesi ampirik bilgiyle yapabileceği pek bir şey yoktu.
>
> İlim, sanat, kültür gibi milletlerin en büyük ve en değerli
> hazineleri, en önemli övünç konuları, bu sahalarda inançla çalışan,
> zorluklara, baskılara göğüs geren, ömrünü adayan büyük aşkların
> mahsulüdür.
> Bu büyük ve "yaratıcı" heyecan, az gelişmiş ülkeye verildiği zaman, o
> ülkenin karnı doyar! Bununla da kalmaz, çağlar üzerinden sıçrayarak
> insanlığın öncü saflarında yerini alır.
> Demek ki, her şeyin temeli insandır. Ama insanın değeri de aşkıyla ve
> mâneviyâtıyla, insansevgisiyle, yaratma heyecanıyla, imanıyla
> ölçülebilir.
>
> BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
BAŞBUĞDAN MANEVİ GÖRÜŞLER
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ülkücü Forum :: Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ-
Buraya geçin: