AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  GaleriGaleri  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

 


Paylaş | 
 

 12 EYLÜL, ALPARSLAN TÜRKEŞ VE DAVA ARKADAŞLARININ CEZAEVİ YILLARI -3

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SancaR 03
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 955
Nerden Nerden : Eskişehir
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 31/10/08

MesajKonu: 12 EYLÜL, ALPARSLAN TÜRKEŞ VE DAVA ARKADAŞLARININ CEZAEVİ YILLARI -3   Perş. Mayıs 28, 2009 11:20 am


12 EYLÜL, ALPARSLAN TÜRKEŞ VE DAVA ARKADAŞLARININ CEZAEVİ YILLARI -3

Ülkenin huzur ve sükûnunu yeniden sağlamak için demokrasi içerisinde kalmak kaydıyla, sıkıyönetimin ilan edilmesi ve siyasî uzlaşmanın parlâmento içerisinde sağlanması, artık kaçınılmazdı. Alparslan Türkeş, bu vahim durum karşısında sıkıyönetim ilân edilmesini sürekli olarak öne sürerken, muhalifler onu askerî rejim taraftarı olmakla itham etmekteydi. Fakat müessif Kahraman Maraş Olayları ile bölücü ve yıkıcı unsurların, ülkede bir kardeş kavgası çıkarma niyetleri açığa çıkarınca, Ecevit sıkıyönetimi ilan etmek zorunda kaldı. Ancak sıkıyönetim akan kanı durdurmakta istenilen başarıyı gösteremedi.
Sıkıyönetime rağmen olaylar tırmanıyor veya tırmandırılıyordu. Belki de birileri parlâmento ve siyasîlerin irade zaafiyetlerini, bu olaylarla halka teşhir ettirerek, halkın siyaset ve siyasetçiden ümidini kesmesini bekliyordu. Ülkedeki olaylar birileri tarafından seyrediliyor ve âdeta zaman kollanıyordu. İnsanlarımız bir yandan komünist terör,diğer yandan ekonomik terörle yaşama savaşı verirken;bir grup "hain adam" ise, kendi iktidarlarının önünün açılması ve batılı ağabeylerinden muhtemel bir harekette "okey" alabilmek için, akan kanın çoğalmasını bekliyordu. Elbette anarşi ve terör böyle bir vasatta, milleti sistemden soğutabilmede etkili olurdu. Parlâmento ve partilere olan güvensizlik, siyaset ve siyasetçiye "kötü" gözle bakılmasına, dolayısıyla demokrasi kurumlarına "soğuk" ve "kayıtsız" kalmayı beraberinde getirecektir.
İşte bu tehlikenin farkına varan Alparslan Türkeş, kilitlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde uzlaşmacı bir tavır sergileyerek, parlâmentonun bir an evvel cumhurbaşkanını seçmesi için CHP'ye dahi teklifler götürmüş, partilerin uzlaşması için çağrıda bulunmuştur. Cahit Karakaş'ın meclis başkanı seçilmesinde de parti kaygısını bırakıp, devlet menfaatlerini gözeten yine Alparslan Türkeş ve partisi MHP olmuştu.
Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, Erzurum'daki bir askerî tatbikatta siyasîlere olan güvensizliği ve terörün boyutlarını vurgulayarak, üstü kapalı bir uyarıda bulunmuş ve darbe koşullarının oluştuğunu bu konuşmasıyla ima etmiştir.
Ancak MSP'nin Konya mitinginden sonra kuvvet komutanları ülke yönetimine el koymaya artık tamamen karar vermişler ve nihayet 12 Eylül 1980'de askerî hareket sonucunda Silâhlı Kuvvetler ülke idaresini üslenmiştir.
11 Eylül'ü 12 Eylül'e bağlayan gece 03.00'te Ankara ve bütün Türkiye tank sesleriyle uyanmış, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren beraberindeki dört kuvvet komutanı ile TRT'den halka hitap ederek ordunun yönetime el koyduğunu açıklamıştır. Org. Kenan Evren, ordunun iç hizmet kanununda yer alan "Cumhuriyeti koruma ve kollama" görevine dayanarak, yönetime niçin el koyduklarını anlatan konuşmasında, ülkenin bir kardeş kavgasına sürüklendiğinden ve siyasîlerin bu durum karşısında üzerlerine düşeni yapmadıklarından bahseder. Kenan Evren'e göre, silâh arkadaşlarının yönetimi ele alma gibi bir amaçları yoktur ve sadece şartların zorlamasından dolayı 12 Eylül Harekâtı'na gidilmiştir.
Hâlbuki, kendi hatıralarında da belirttiği gibi 11 Eylül gecesi, özellikle MHP Genel Merkezi'ne plânlı bir operasyon düzenlenmiş, emri alır almaz bütün askerî birlikler harekete geçirilerek, önemli noktalar tutulmuştur. Dolayısıyla, 12 Eylül Harekâtı çok önceden plânlanmış ve uygulamaya konulmuştur.
Nitekim Türkiye'ye henüz büyük elçi atanmadan ABD Büyükelçisi Hupe, "Askerlerin yönetime el koyması beni şaşırtmamıştı" diyerek, aslında darbeden daha evvel haberdar olduklarını ima etmiştir. 12 Eylül Harekâtı ile parlamenter demokratik hayat rafa kaldırılmış ve ülke Genelkurmay ve kuvvetkomutanlarından oluşan "Millî Güvenlik Konseyi" tarafından yönetilmiştir. Konsey üyeleri, Kara KuvvetleriKomutanı Org. Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri KomutanıNejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Sedat Cilasun'dan ibaret olup, Genelkurmay başkanı KenanEvren konsey başkanı ve daha sonra da devlet başkanı sıfatlarını kullanacaktır. Konsey, ilk icraat olarak,parti başkanlarını ve bazı üst düzey yöneticilerini gözetim altına almış ve bu hareketi de onların cangüvenliğini sağlama gerekçesi ile açıklamıştı. Buna göre Ecevit ve Demirel Hamzakoy'da, Erbakan ise Uzunada'da gözetim altına alınmıştı. Alparslan Türkeş, darbenin muhtevasının netliğe kavuşmasını bekleyerek üç gün süreyle teslim olmadı. Onun bu üç günü, Ankara'da Halil Şıvgın'ın evinde geçirdiği daha sonra ortaya çıkacaktır. Alparslan Türkeş'in bu hareketi, bazı basın yayın organlarınca çarpıtılarak, askerlerin kendisine yardımcı olduğu ve yurt dışına kaçtığı şeklinde duyuruldu. Hâlbuki o üç gün sonra kaçmadığını, kendiliğinden teslim olarak gösterdiği gibi 12 Eylül'ün en mağdur ettiği lider olduğu da MHPDavası'nda ortaya çıktı. İzmir yakınlarındaki Uzunada'ya gönderilen Alparslan Türkeş, bir ay sonraAnkara'ya getirilip, ilk sorgusundan sonra tutuklanacaktır. Çünkü askerî savcı Türkeş'in birtakımeylemlere karıştığını iddia ederek, yargılanmasını talep etmiştir. Ankara'ya getirilen Türkeş, bir müddetceza evi hâline getirilen Ordu Dil Okulu'nda tutuklu kaldıktan sonra, uzun yıllarının geçeceği MamakAskerî Tutukevi'ne nakledilir.
12 Eylül'ün Türkeş ve ülkücülere kurduğu tezgâh artık resmen işlemeye başlamıştır. AralarındaAlparslan Türkeş ve MHP yöneticilerinin bulunduğu 587 kişi, "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar" davasındaidam talebiyle yargılanma(ma)ya tâbi tutulmuşlardır. Mamak Askerî Cezaevinin C 5 işkencehanelerindeyıllarca süren sorgular, mesnetsiz suçlamalar ile bu dönem, ülkücü gençliğin unutamayacağı veaffedemeyeceği bir dönem olacaktır. Savcı Nurettin Soyer tarihe utanç vesikası olarak geçmiş olan iddianamesinde, başta Alparslan Türkeş olmak üzere pek çok ülkücünün "146/1" yani "idam"lacezalandırılmasını talep etmekteydi. Savcı, Alparslan Türkeş'in idamını istediği "iddianame"de suç delili olarak şunları öne sürmekteydi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://osmanlitokadi.forumotion.com
 
12 EYLÜL, ALPARSLAN TÜRKEŞ VE DAVA ARKADAŞLARININ CEZAEVİ YILLARI -3
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» En Sevilen Arkadaşlar ve Huyları?
» Sadece Arkadaştık (13. bölüm geldi)
» Arkadaşlar Melekler Korusun Nerde Çekiliyor..
» Dj Emsalsiz - Arkadaş Kalamıyorum

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ülkücü Forum :: 12 Eylül-
Buraya geçin: